Genellikle stres düzeyi yüksek işyerlerinde çalışanlar uzun süre aynı işyerinde kalamıyor. İstifa edip yeni bir iş aramak da maddi durumu elvermeyenler için imkansıza yakın. Bu yüzden sevmediği bir işte çalışan kişilerin yıpranması daha çoktur. Kişinin sevmediği işte çalışmasının altında başka nedenler de olabiliyor.

1. Yüksek öğrenimlerini sürdürmek 

Yüksek öğrenimini tamamlamak için para kazanmaya ihtiyacı olan çalışan, çoğu zaman vasfına uygun olmasa da ücreti tatmin edecek bir iş seçer. Dolayısıla bir kaç yıl bu stresle çalışan kişinin ilerde iş yaşantısının nasıl şekilleneceği mağruz kaldığı iş stresiyle doğru orantılı olacaktır.

2. Düşük kariyer beklentileri

Kişi çalıştığı alanda uzmanlaşarak kalıcı olur ama yükselmek için bir çaba sarf etmez. Diğer herkes kariyer basamaklarını tırmanmak için çaba gösterirken meslektaşlarıyla karşılaştırıldığında daha uzun süre çalışmış ancak daha az maaşa düşük bir pozisyonda kalacaktır. Kariyer tamamen kişinin düşünce yapısıyla ilgilidir ve uğraşmazsak hayatımıza bir değer katamayız.

3. Daha iyi ücret almak için

Çalışanlar genellikle ilk maaş aldıklarında mutluluk ömür boyu sürecekmiş hissi verir. Bu ilk maaş mutluluğu bir kaç ay devam eder. Ancak er ya da geç maaş konusunda haksızlığa uğradığını ya da yeterince maaş alamadığını düşünerek daha yüksek ücret sunan işler aramaya başlıyorlar. Şirketler kaliteli personeli elinde tutmak için maaş politikasını kendi içinde bir dengeye oturtur. Yinede bu politika diğer firmaların çok aşağısında kaldığında çalışanın maddi açıdan çok yıprandığını söyleyebiliriz.

4. İş-yaşam dengesi eksikliği

“Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir gün bile çalışmış olmazsın” Konfüçyus. Bir zamanlar iş denince aklımıza haftaiçi sekiz saatlik çalışma süresi gelirdi. Kendimize ayırabileceğimiz haftasonları vardı. Günümüzde hızla değişen iş yaşamı, saat farkı tanımayan ticaret ve iletişim teknolojisi ile yayılan hızlı bilgi çalışma düzenini değiştirdi. İş ve yaşam dengesini yakalamak için kaliteli çalışma, bilgi birikimini iyi kullanma ve iş yaşantısından uzak bir tatil şart.

5. Stresli yaşam tarzı

Stres yaşamın ayrılmaz bir parçası ve son yılların konusu da değil. Hayatımızda hep vardı. Fazla iş yükü, sorumluluk, beceri alanı dışındaki işler ve iş yerindeki mesleki rolünün belli olmaması iş yerinde ki en temel stres faktörleridir. Günlük hayatımızda karşılaştığımız sorunlar da ne kadar büyük olursa yaşantımıza yansımaları da o denli büyük oluyor. Stresli yaşam tarzından uzaklaşmak veya daha az stresli bir yaşam tarzı benimsemek için ara sıra işlerden uzaklaşmak ve etkinliklere katılmak, isteklerini karşısındakine açıkça belirtmek, iş yükünü bir fırsat olarak görüp nefes alma dönemleri eklemek, sağlığıyla olumlu yönde ilgilenmek gibi davranışlar geliştirerek stresli yaşamdan uzaklaşmayı seçmelidir.

6. Kişiler arası ilişkileri tatminsizleştirme

İnsanların bir arada yaşamak olgusu stres kaynaklarından biridir. İş yerindeki güvensiz ortam, çatışma ağırlıklı ilişkiler, problem çözme ve iyi hizmet sağlama isteksizliğini beraberinde getirir. Kişiler arası ilişkilerden kaynaklanan verimsiz çalışma ortamı, daha çok sayıda çalışanı strese sürüklemekte, bir kısır döngü içinde sorunlar ve stres düzeyi katlanarak artmaktadır. Kişiler arasında iletişim becerilerini geliştirmek için aktif dinlenme, çatışma yönetimi, şirket içi destek ağları, takım çalışmaları kişiler arası iletişim tatminsizliğini yönetmek için etkili çalışmalardır. Bu çalışmaların gerçekleştiği yerlerde çalışanların kişiler arası ilişkilerinde çok önemli bir düzelmeyle birlikte stres düzeylerinin de düşük olduğu gözlemlenmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here